Kadıköy Sevdam

İstanbul'un boğazını bile Kadıköy'üme değişmem.. O derece fanatik Kadıköylü'yüm anlayacağınız. Çarşısı, Bahariye'si, Moda'sı, Fenerbahçe'si, Yeldeğirmeni'nin tarih kokan sokakları, Boğa meydanındaki sürpriz aktiviteleri, Halitağa Çarşısı'nın rengarenk kalabalığı, nostaljik tramvayı, vapurları bir başka güzel görünür gözüme.. Sadece sahildeki otobüs ve minibüs kalabalığını sevmiyorum, oraların da bir an önce düzelmesini bekliyorum diyelim.

Kadıköy'de kebabın alasını Çiya'da yersiniz, menüde olan ve adını hiç duymadığınız bütün kebap çeşitleri hep vardır.. Sonra tarihi Baylan Pastahanesi'ne gidip kalorileri takmadan meşhur ve sadece oraya özel Cup Griye yersiniz soğuk soğuk.. Baylan, yıllardır dekorasyonunu bile değiştirmemiştir, içeriye girince kendinizi seksenli yılların pastahanesinde hissedersiniz üstelik.. Sonra da yavaş yavaş Moda'ya çıkan yolu takip edersiniz, etraf sahaflar ve sevimli antikacılarla doludur.. Moda çay bahçesinin nefis manzarasında çayları eklersiniz birbirine..

Bütün bunlar çok para tutmaz, casino bonus krali gibi hissedersiniz hem kendinizi. Kadıköy'de yaşamak, ayrıcalıktır ..

Harem otobüs garajını özlüyorum

Harem'e düzensiz, küçük filan diyenler, Ataşehir'deki sıkışık otobüs garajlarını görünce kesin benim gibi Harem'i özlüyorlardır.. Köklü firmaların son model otobüslerinden birinden bilet aldım geçenlerde.. Kadıköy'den servise binip Ataşehir garajlarına gittim. Gitmez olaydım! Gece 23:10 servisiyle saat 23:45 gibi garaja vardım.. Her şey buraya kadar çok güzel.. Otobüsümün kalkış saati 23:59'du. Bu saati görünce “ne kadar dakiklermiş!” diye düşünüyorsunuz muhtemelen. Ben de öyle düşünmüştüm ama yanılmışım.. Tam bir buçuk saat otobüsün o iğrenç garaja gelmesini bekledim.. Otobüs hareket ettiğinde saat gece 01:25'di.. Neymiş efendim Çamlıca'da yol çalışması varmış.. Nasıl sinirlendiğimi anlatamam size. Telefonumdan bedava slot oynamak bile sinirimi yatıştırmadı, halbuki bu oyunlara bayılırım.

Küçücük bir alana garaj yapmışlar, otobüsler dönerken insanların üzerine üzerine geliyor. Çünkü manevra yapacak alanları bile yok.! Yılların otobüs firması bu garaj yüzünden gözümde sıfıra düştü inanın. Resmen işkence gibiydi.


 

Marmara Adası

Günü birlik gezileri, tatilleri seviyorum. Geçen hafta gezi firmasının düzenlediği turla birlikte hem denize girmek için hem de birkaç yer gezmek için adaya gittik. Turun feribotuna yetişmek için sabah erkenden hazırlandık. Dışarı çıktığımızda güneşin ilk ışıklarıyla birlikte aydınlanan sokakların sakinliğini görebiliyorduk.  Feribota yetişmeye çalışanlarla birlikte iskelede hızla ilerlemeye çalıştık. Müziğimiz ve rehberimizle birlikte otuza yakın kişi tura hazırdık. Feribottaki aktiviteler müşterileri ve beni eğlendirmeye baya yetti. Eğlencenin ardından Marmara Adasına varabildik. Gezilecek yer ya da mekan fazla yoktu, bende bu arada birkaç hediye almak istedim. Bir çok biblonun yanında adaya özgü güzel tişörtler vardı. Adada gezinirken fark ettim ki ada hayatı bana göre değildi. Nasıl yaşayabiliyorlar anlamıyorum. Dört tarafımın denizlerle çevrili olduğu düşüncesi bile beni boğuyordu. Bir günlükte olsa ada hayatının bana göre olmadığını anladım. Denizi severim ama dört tarafımın denizlerle çevrili olması, tıklayınca istediğim her yere gidememek beni bunaltır. 

Gazetecilik Zor Meslek

www.sanal-bonus-para.com sitesinde kendi paramı ortaya koyup risk almadan sanal parayla casino keyfi yaşıyorum. İşte bu yüzden bonus ve sanal para kullanılan bu siteyi seviyorum. Yoğun bir çalışma tempom var, gazeteciyim. Ropörtajlara gidiyorum, köşe yazıyorum, haber düzenliyorum. 7 gün aralıksız çalışıyorum. 2 haftada 1 gün iznim oluyor. Ama akşam ne kadar geç gelirsem de duşumu alıp bir şeyler atıştırıp bu oyunların başına geçerim. Biraz da eski okul arkadaşlarımla sohbet ederim msnde. Sonra yatarım. İşler malum sabah erken başlar gece yarılarına kadar sürebilir bizim meslekte. 35 yaşıma geldim henüz evleneceğim birini bile bulamadım koşuşturmadan. Sanırım hiçbir kız da beni kabul etmez. Mesleğim işim evim var ama yüzümü zor görecek. Bunları sürekli düşünüyorum ama daha rahat bir işe geçmem de birkaç yılımı daha alır. Gazetede müdürlüğe terfi edeceğim. Son zamanlarda bu konuşma gündemde.

Ebabil Bir Kuştur

Eşim kuşları çok seviyor. Terasımızda bir sürü evcil ve cins güvercin besliyoruz. Kendilerine ait bir kümesleri var ve mutlular ki her dönem yavruluyorlar. Tesadüf ya da değil bilemiyorum ama yaralı kuşlar, yuvasından düşen kuşlar nedense hep eşimin önüne düşüyor ya da bir şekilde onları buluyor. Dün akşam elinde koliyle gelince hemen anladım. Ben yeni bir güvercin aldı sandım ama yuvasından düşen bir Ebabil’i getirmiş. Ebabil’ler göçmen kuşlardır. O nedenle yaz haricinde buralarda bulunmazlar. Eşim karganın ayağından bir şey sallandığını görünce anlamış. Bir Martı da Karga’yı kovalamaya başlayınca Karga zavallı Ebabil yavrusunu yolun ortasına atmış. Bizimki de dayanamayıp eve getirdi tabi. İnternetten nasıl besleyebileceğimizi öğrendik. Şimdilik burada ama ileride ne yapaız bilemiyoruz. Şu an tabletimle www.avro-casino.com üzerinden online casino oyunları oynarken kutunun kenarından bana bakıyor. İnce gagası ve kocaman gözleriyle acayip sevimli bir şey.

Hayat Zor – 5

Aslında yaşayacağım zorlukların ipuçları daha önceden ortaya çıkmıştı. Ama ben göremedim tam olarak. Evde bir takım sıkıntılar vardı. Tabii evden uzakta olduğum için genelde bunları ben göremiyordum. Ama bir akşam babamın söylediği bir şeyi çok kafama takmasam da, başka bir gün annemin söylediği başka bir şey'den de çok rahatsız olmuştum. Burada ikisinin takındığı tavır da daha sonrası için çok önemli. Babam çok fazla bir şey hissettirmiyordu, ama annem içinde tutamıyordu, ve sıkıntılarını etrafdakilere de rahatsızlık verecek şekilde belli ediyordu. Daha o dönemden annemin bazı ruhsal sorunlar yaşamak üzere olduğu da aslında belliydi.

Bu arada dersler de iyi gidiyordu. Hayat da bunların dışında iyiydi. At yarışında jackpot kazanmıştım. Jackpot nedir derseniz altılı tutturdum. Çok büyük bir para değildi aslında, ama bir öğrenci için o kadar para bile çok önemli bir miktardı.

Müşteri Memnuniyeti

Yaklaşık son bir yıldır internetten yurtdışı alışverişi imkanı sunan ebay’den alışveriş yapıyorum. Oradan aldıklarım ufak tefek aksesuarlar ya da ıvır zıvır şeyler. Ebay’de ki satıcıların çoğu uzak doğudan. Kore, Tayland ya da Çin.. Çinli satıcılardan alışveriş yapmamaya özen gösteriyorum. Çünkü Çin ürünleri kaliteli olmuyor. Üstelik kargo hızları oldukça düşük. Aldığı ürün için çok fazla beklemek zorunda kalıyor insan. Bu da benim gibi sabırsız biri için hiç iyi değil. Genellikle Koreli satıcıları tercih ediyorum. Geçenlerde daha önce de alışveriş yaptığım Koreli bir satıcıdan alışveriş yaptım. Üzerinden uzunca bir süre geçmesine rağmen paketim gelmemişti. Hemen satıcı ile iletişim kurdum. O kadar ilgililer ve çözüm odaklılar ki bu özelliklerine hayranım. Paketimin bana ulaşmadığımı söylediğimde hemen yenisini yolladılar. Paketim bugün elime geçti. www.slots-oyunlari-oyna.com‘da oyun oynarken kapı çaldı ve uzun süredir beklediğim ürünlerime sonunda kavuştum.

Sevgiliden ayrılmak

Az önce, www.casino-metropol-bonus.com sitesindeki kampanyalara baktım ve sonrasında internette videolar arasında gezerken, sevdiğim dizilerin komik sahnelerini sırasıyla izliyordum. Dizilerden birisindeki sevgiliden ayrılma sahnesinde daha önce ayrılmış olan çift, kızın evinde buluşup yemek yiyorlar ve kız, koşullar gerektirdiği için ayrılmak zorunda kaldıklarından ve artık her şeyin değiştiğinden ve birlikte mutlu olacaklarından bahsediyor. Ve bundan sonra da yeniden bir araya gelmeye karar veriyorlar. Daha sonra erkek konuşmaya başlıyor, ilişkiye başladığımıza göre bazı kurallardan bahsetmeliyiz diyor ve sevginin ve davranışların nasıl olması gerektiğinden bahsediyor. En sonunda da eğer yürümezse de sms ile değil nazikçe ayrılmalıyız, kalabalık içerisinde değil, kendi evinde değil, mümkünse sevgilinin evinde terk etmelisin ki ceketini alıp çıkabilesin diyor ve ilişkiyi tekrar bitiriyor. Ve başladıktan birbuçuk dakika sonra terkettiğim için yeni rekor bende diyerek çıkıyor. Ayrılık sahnesi seyrederken güleceğim hiç aklıma gelmemişti…

Hasret Kaldık

Laptopum geçen gece arızalandı. Evde bundan anlayan biri yoktu tabii o saatte teknik serviste kapalıydı. Mecbur yarını bekledim ama sevgilimle yazışamadık üzüldüm. Sabah ilk iş teknik servise gittim laptopa baktılar akşam haber vereceklerini söylediler. Mecbur tamam dedim çıktım. Biz de hasretimize dayanamadık o arada sevgilimle buluştuk. Sinemaya gittik vapura bindik adaya gittik. Güzelce dolaştık birbirimizi iyice gördük konuştuk. Hatta tabletinden bir tık ile bir slot çevirme oyunu açtı ve onu oynadık beraber. Çok zevkli ve güzel kolay bir oyundu slot oyunu. Akşam olmak üzereydi, eve dönecektik. Teknik servis henüz aramadı ama ben kendim gittim. Arızası belli olmuş ama yarın sabah teslim edebilirlermiş. Çaresiz peki dedim ödemeyi yaptım ve eve gittim. Sevgilim yine beni özlemişti tabii alışmıştık kameradan konuşmaya her gece. Ama hasret yarın bitecekti ve bilgisayarıma daha iyi bakacaktım.

Meyveler

Geçen hafta evde oturmuş, can sıkıntısından bilgisayar başında zaman geçirirken, eşim hazırladığı meyve tabağını getirip masanın üzerine koydu ve yanıma oturdu. Ben super slots oynamaya çalışıyordum, o da oturduğu yerden ne yapmaya çalıştığımı seyretti ve birlikte meyve yedik. Aklıma, çocukken ders çalışırken annemin hazırlayıp getirdiği meyve tabakları geldi ve bir şeyin farkına vardım, eskiden resmen meyve canavarı olan ben artık doğru dürüst meyve yemeyen bir insan olmuştum. Gerçekten de, çocukken meyveleri, özellikle de mandalinayı çok severdim. Hatta aklımda, hayatımın en mutlu anlarından biri olarak kalan bir mandalin bahesinde yarım saatlik maceram vardır. Gerçekten de en sevdiğim meyveden sonsuz tane vardı koca bahçede ve yiyerek bitirmem mümkün değildi. O gün benim aklımda hayatımın en güzel günlerinden biri olarak kalmış mesela. Şimdi ise, birisi getirip önüme koymadıkça meyve yemek aklıma bile gelmiyor.